Biyografi Öznel Yazı Mı? Hayatınızda Biraz Mizah İstediyseniz, İşte Cevap!
Biyografi yazmak, insanların hayat hikayelerini anlatmakla ilgili bir sanat dalıdır. Ama bir de buna “öznel” yaklaşmak var ya, işte o tamamen başka bir şey! Hadi, biyografi öznel mi, değil mi diye kafanızı karıştıran soruları bir kenara bırakın, biraz eğlenmeye başlayalım. Gerçekten, biyografi yazmak herkesin kendine göre bir stratejisi değil midir? Hadi bir bakalım!
Erkekler ve Kadınlar: Biyografiyi Nasıl Yazıyorlar?
Eğer bir erkek biyografi yazıyorsa, hiç şüphe yok ki her şey bir plan ve strateji üzerine kuruludur. “Hadi bakalım, adım adım gidiyoruz!” dercesine her olay kronolojik olarak sıralanır. “Bu biyografiyi yazmam gerek, başı, ortası, sonu… tamam, hemen yazayım!” diye düşünür ve bir kahve alıp bilgisayarın başına oturur. Ancak biyografi yazarken bu çözüm odaklı yaklaşım, pek çok duygusal detaydan yoksun olabilir. Yani; “Kahraman işini iyi yapmış, düşmanı alt etmiş, başarıları sırasıyla anlatılmış… End of story!” Tamam, ama sanki duygusal bağ kuramadık, değil mi?
Şimdi, gelin biraz da kadın bakış açısına bakalım. Bir kadın biyografi yazarken, her şey biraz daha derinlemesine incelenir. “Ama bu kişinin o anki duygusu nasıldı? Ne hissetti?” gibi sorular, yazının içinde zarif bir şekilde boy gösterir. Kadınlar, olayların akışından çok, karakterin içsel yolculuğuna odaklanma eğilimindedirler. Hadi ama, kabul edelim, her biyografi, “Ama o an ne hissetti?” sorusuyla bitse de, işte bizde biraz empati duygusu hep daha baskındır.
Öznel Biyografi: Ne Demek İstediğimiz Tam Olarak?
Biyografi yazmanın öznel olup olmadığı sorusuna gelirsek, işin içinde biraz da şahsi bir durum var. Biyografi yazarı, sadece birinin hayatını yazarken değil, o hayatın içindeki renkleri, nüansları ve duyguları da yazısına katmayı seçiyor. İşte burada devreye öznel bakış açısı giriyor! Biyografi, ne kadar objektif olursa olsun, her zaman yazarıyla beraber bir tını taşır. Hatta bazen yazar o kadar içine girer ki, kişiyi yeniden yaratır. “Yani bu biyografi tam anlamıyla objektif mi?” sorusu burada karmaşıklaşıyor.
“Peki, Ama Gerçekten Kim Haklı?”
Biyografi öznel mi sorusuna geldiğimizde, ortada bir gerçek var: Kimse tam olarak haklı değil. Biyografi, bir insanın hayatını anlatırken, bireysel deneyimler, duygular ve algılar arasında bir yolculuğa çıkar. Bir adam kendi hayatını yazarsa, her zaman biraz çözüm odaklı yaklaşacaktır. Hedefe ulaşmaya, çözüm bulmaya ve adeta bir plan yapmak için yazacaktır. Ama bir kadın yazarsa, her anın içindeki duygusal yoğunluğu ve ilişkileri daha çok ön plana çıkarabilir. Yani, aslında biyografi yazarken herkesin kendine özgü bakış açısı vardır ve bu tamamen öznel bir durumdur!
Biyografi: Objektif Olur Mu?
Bir biyografi, ne kadar objektif olmaya çalışsa da, kişisel bir yorumun içinde kaybolur. Yazar, bazı detayları es geçebilir, bazılarını abartabilir. Gerçekten de biyografilerde “nesnellik” adı altında bir maske olabilir ama bu maske, pek de sağlam değildir. Örneğin, herkesin hayatında kötü anlar, kırılma noktaları vardır. Bir biyografi yazarı, o anları, o duyguları ve o hissiyatı nasıl aktarır? Objektif bir şekilde mi? Eğer gerçekten objektif olursa, okur o hayatın derinliklerine inemez. Çünkü her hikaye, duygusal bir dokunuşa ihtiyaç duyar.
Sonuçta: Biyografi Öznel Bir Yazıdır!
İster erkek yazsın, ister kadın; biyografi öznel bir yazıdır. Biyografi yazarken, yazarı ve kişisel bakış açısını mutlaka göreceksiniz. Kimi, olayları anlatırken tüm duygusal detayları göz ardı eder, kimi de her hisse girer. Ama bir şey kesin: Her biyografi, yazarı tarafından öznel bir şekilde işlenir.
Peki ya siz, biyografi yazarken daha çok stratejik mi yoksa duygusal bir yolculuğa mı çıkıyorsunuz? Yorumlarınızı aşağıda paylaşın, bakalım kim hangi tarafı tutuyor!